Yedi Kıta Tarih Dergisi
linux hosting
haber oku

Kılıçdaroğlu: Erdoğan seçilmez çünkü

Editör ~ 09 Eylül 2013 ~ Siyaset ~ 403 Kez Görüntülendi. A- A+

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben, Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçileceğine inanmıyorum. Nedeni, herkesi kucaklayan bir kişi değil. Agresif, herkesi suçlayan, herkese hor bakan bir kişiliği var ve bu, gün geçtikçe artarak devam ediyor. Böyle bir kişinin Türkiye Cumhuriyeti’ne cumhurbaşkanı seçilmesi Türkiye için felaket olur” dedi.

Kılıçdaroğlu, Habertürk canlı yayınına katılarak, gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

“Cemevi ve cami inşaatı temel atma törenini nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP neden açılışa gitmekte çekinceli davrandı. Hüseyin Aygün oraya gitti, polisin müdahalesinin içinde kaldı. Sinan Aygün açılışa gitti. İki farklı Aygün’den iki farklı davranış. Sizin bilginiz var mıydı?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, kendisine törenle ilgili davetiye geldiğinde Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’e, katılması için iki kişiyi görevlendirmesini söylediğini aktardı.

Fakat daha sonra Adnan Keskin’in, çatışma olacağı düşüncesiyle açılışa gidilmesini uygun görmediğini kendisine söylediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Sinan bey temel atma törenine katılmış, sonra beni aradı, törende sorun çıkmadığını, tören dışında protestocu gruplar olayı protesto etmişler daha fazla ayrıntı bilmiyorum” diye konuştu.

Sinan Aygün’ün açılışa partinin bilgisi dahilinde gittiğini belirten Kılıçdaroğlu, Hüseyin Aygün’ün ise partinin bilgisi dışında açılışta yer aldığını anlattı. Kılıçdaroğlu, “Orada bir çatışma çıkmış, halkla polis arasında daha şiddetli çatışma olmasın diye oraya gitmiş” dedi.

“Politikacı din alanından elini çeksin”-

Kemal Kılıçdaroğlu, dini alanların temeli atılırken siyasete malzeme edilmesini doğru bulmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Çünkü oralar insanların kendisini Allah’a en yakın hissettikleri yerler. Oraları siyasete konu etmenin doğru olduğuna inanmıyorum. Cemevinin temeli atılmış, gayet güzel. İktidar cemevlerini ibadet yeri olarak görmüyor. Bu da yanlış. Eğer yeryüzü bir ibadethane ise her yerde ibadetimi yaparım. Bunun adı cami olur, cemevi olur, havra olur, başka bir şey olur. Kafamızdaki tabuları yıkmak zorundayız. İnsanlar inançlarını özgürce yerine getirebilmeliler.

Politikacı din alanından elini çeksin, çekmelidir. Etnik kimlik ve din siyasette çok tehlikelidir. Bu iki alan siyaset konusu olmaz.”

“Olimpiyatlar konusunda çok umutluydum”-

“İstanbul’un olimpiyatları kaybetmesinin gezi olaylarıyla ilişkilendirildiğinin” belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin olimpiyatları alması konusunda çok umutlu olduğunu söyledi. Türkiye’nin batı için çok cazip bir ülke olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Olimpiyatlar barış demek aslında. Eğer sizin ülkenizde çatışma, çatışma kültürü varsa size biraz kaygıyla yaklaşmış olabilirler. Ama ben olimpiyatların Türkiye’ye gelmemesini başka nedenlere bağlamak gerektiğine inanıyorum. Tek başına ‘gezi oldu, o nedenle gelmedi’ çok hafif bir söylem. Sizde demokrasi, özgürlük, kadın-erkek eşitliği olacak, sizde kent kültürü, kentin yeşilliği, ulaşım kolaylığı olacak. Pek çok parametreye bağlı. Bütün bunları topladığınız zaman olimpiyatlar gelir size, niye gelmesin. Japonya’daki etik değerlere, demokrasiye, barış kültürüne, siyasal iktidarın eylemlere yaklaşımına bakalım, bizdekine bakalım.”

“Bir gazeteci, olaylara destek veren yazı yazdı diye işinden mi olur?”

Kılıçdaroğlu, “Gezi parkı olaylarının uluslararası medyada nasıl yantısıldığı da tartışma konusu oldu. Dünya medyası nasıl yansıttı sizce?” sorusu üzerine, dünya medyasının Türk medyasına göre daha iyi sınav verdiğini söyledi.

Bu yönde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bildirgesi bulunduğunu da hatırlatan Kılıçdardoğlu, Gezi Parkı olaylarından sonra 100 gazetecinin işine son verildiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, “İnsaf yani. Bir gazeteci, olaylara destek veren yazı yazdı diye işinden mi olur?” dedi.

Gezi olaylarında hiçbir şey olmadığını, insanların “özgürlük ve demokrasi” diye haykırdıklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Bu gençlere daha hoşgörülü davranmak gerekiyordu, onları dinlemek gerekiyordu. Bu, yapılmadı. Ama ne oldu sonuçta, o gençler bu ülkenin Başbakanına diz çöktürdü” ifadesini kullandı.

“Gençliği anlama ve kavramada yetersiz kaldığımızı itiraf edeyim”

Bu ülkenin nüfusunun yarısı gençse siyasetçilerin gençlere kulak kabartması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bizim gençliği anlama ve kavramada yetersiz kaldığımızı itiraf edeyim. Biz, bu gençliği apolitik, ülke, dünya sorunlarından kopuk, bilgisayar başında, kendi iç dünyasında yaşayan bir gençlik olarak görüyorduk. Fakat Gezi olayları bu gençliğin öyle bir gençlik olmadığını ortaya çıkardı. Biz de kendimize göre bir ders çıkardık” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, partide kurulan ekiplerin, Ankara ve İstanbul’da gençlerle buluştuğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Gençlerle oturuldu, konuşuldu. Bizim yapabileceklerimiz nedir, onlara söyledik. ‘Siyaseti değiştirin, CHP’yi değiştirin, daha güzel, daha şık, daha renkli bir CHP olsun’ diye. Yarın gazetelerde ilanlarımızı göreceksiniz. ‘Rengarenk bir Türkiye’ diye ilanlarımızı gökkuşağı işaretleriyle verdik. O gençler belki CHP’ye ilgi duyarlar diye. Buradan açık çağrı yapayım, bütün gençlere, istisnasız bütün gençler, eğer CHP’yi gerçekten kendi istemleri doğrultusunda değiştirmek istiyorlarsa, daha iyi anlamak, kendilerini iyi ifade etmek istiyorlarsa CHP’yi onlara açıyorum, gelsinler. Her alanda görev yapabilirler. Hangi özgürlüğü istiyorlarsa, demokrasiyi derinleştirmek için neler yapmamızı istiyorlarsa onlara söz veriyorum, tüm taleplerini Parlamento’da dillendireceğim.”

CHP olarak üç büyük devrime imza attıklarını belirten Kılıçdaroğlu, CHP’nin cumhuriyeti kurduğunu, ülkeyi çok partili hayata geçirdiğini ve sosyal demokrasiyi getirdiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde üç büyük devrimin imzası CHP’ye aittir. Şimdi dördüncü devrime hazırlanıyoruz. O da daha fazla özgürlük. Eğer ülkemizde özgürlükleri sınırlarsak dikta yönetimi heveslerini güçlendirmiş oluruz. Özgürlüğü her alanda getirmek zorundayız” dedi.

“Partimizde cumhurbaşkanı olacak çok kişi var”

Yeni anayasa çalışmaları, cumhurbaşkanlığı seçimi ve başkanlık sistemine ilişkin soruları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Ben, Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçileceğine inanmıyorum. Nedeni, herkesi kucaklayan bir kişi değil. Agresif, herkesi suçlayan, herkese hor bakan bir kişiliği var ve bu, gün geçtikçe artarak devam ediyor. Böyle bir kişinin Türkiye Cumhuriyeti’ne cumhurbaşkanı seçilmesi Türkiye için felaket olur” diye konuştu.

Bir kadının cumhurbaşkanı olmasını arzu ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, iyi eğitim almış, dünyayı bilen, insanları seven, sevecen bir kadının Türkiye’yi temsil etmesinden yana olduğunu söyledi.

Bu aşamada isim telaffuz etmesinin doğru olmayacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Sizin partinizin içinde mi bu hanımefendi?” sorusuna, “Bizim partimizin içinde değil” yanıtını verdi.

Partisinin Zonguldak milletvekili Mehmet Haberal’ın isminin de gündeme geldiğinin ifade edilmesi ve “Kendisini düşünür müsünüz?” sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, “Niye olmasın. Bizim partimizde cumhurbaşkanı olacak çok kişi var. Diğer partilerde de var” dedi.

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanının toplumun tüm kesimlerini kucaklaması ve partili kimliği taşımaması gerektiğini vurguladı.

“150 yıllık parlamenter deneyiyimiz var”

“Neden parlamenter sistemden yanasınız, başkanlık sistemini neden kategorik olarak reddediyorsunuz?” sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Çok basit, 150 yıllık parlamenter deneyimimiz var. Ya başkanlık sistemi? Hiç deneyimimiz yok. Üstelik ne olacağı belli değil. Sonunda laf döndü dolaştı, ‘Türk tipi başkanlık sistemi’…Allah aşkına nedir Türk tipi başkanlık sistemi? Hiçbir siyaset kitabında yazmayan, dünyada örneği olmayan Türk tipi başkanlık sistemi. Nedir o, ben size söyleyeyim; ben cumhurbaşkanı olayım, aynı zamanda başbakan olayım, milletvekillerini ben belirleyeyim, yargıçları ben atayayım, illere valileri de ben atayım, ben başkan olayım. Böyle bir sistem yok 21. yüzyılda. Hayal aleminde gezmek demektir bu. Bu bir ülkeyi felakete sürüklemek demektir.”

Güçler ayrılığının önemine değinen Kılıçdaroğlu, “Böyle birinin, bu anlayışta olan birinin cumhurbaşkanlığı koltuğuna bu yetkilerle oturması topluma felakete götürür” dedi.

Kılıçdaroğlu, bir başka soruyu yanıtlarken de başkanlık sistemine isim bazında değil, ilke olarak karşı olduklarını söyledi.

 hosting

Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: