logo

hosting
29 Ekim 2015

Rüya projelerin gerçek mimarı kim?

Rüya projelerin gerçek mimarı aslında Arif Ahmet Denizolgun!

Her seçim gündemden düşmeyen ve herkesin sahiplendiği büyük projelerden olan Marmaray, 3. İstanbul Köprüsü, Hızlı Tren gibi hizmetlerin aslında gerçek sahibi kim? Marmaray’ı AKP mi Yoksa MHP mi projelendirdi? 3. Boğaz Köprüsü aslında kimin projesi? Hızlı Tren projesinin sahibi kim? Projelerin gerçek mimarı aslında Arif Ahmet Denizolgun!

Her seçim gündemden düşmeyen ve herkesin sahiplendiği büyük projelerden olan Marmaray, 3. İstanbul Köprüsü, Hızlı Tren gibi hizmetlerin aslında gerçek sahibi kim? Marmaray’ı AKP mi Yoksa MHP mi projelendirdi?

Özellikle Marmaray projesi üzerinden bir rant kavgası yapıladursun, projenin asıl sahibi çıkıp ben yaptım demiyor. Ancak projeyi önüne gelen sahiplenmeye çalışıyor. Sahiplenilen projeler aslında 17 senelik. Türkiye’nin 55.ci Hükümet döneminde, Bağımsız aday olarak Milletvekili olan ve  4 Ağustos 1998-11 Ocak 1999 tarihleri arasında Ulaştırma Bakanlığı yapan Arif Ahmet Denizolgun‘a ait iken bu projelerin halen seçim çalışmalarında yeni bir projeymiş gibi dillendirilmesi ve sahiplenilmesi rant kavgasını aslında ortaya koyuyor. Arif Ahmet Denizolgun, 1995 seçimlerinde Refah Partisi‘nden Antalya Milletvekili seçilmişti. Lâkin, RP’nin kapatılması sonrasında bağımsız olarak mecliste varlığını sürdürüyordu.

web tasarımı

55.inci Hükümet (30 Haziran 1997-11 Ocak 1999) döneminde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcısı ise Bülent Ecevit idi. Hükümeti ANAP, DSP ve Demokrat Türkiye Partisi tarafından oluşturulan azınlık koalisyonu kurarken, CHP de hükümeti dışardan destekledi. O dönemde 6 aylık Ulaştırma Bakanlığı yapan Arif Ahmet Denizolgun bu kısa dönemde aslında çok büyük projelere imza attı. İsmi anılmasa da bu işin aslını değiştirmiyor. Eğer sonraki dönem de aynı isim görevine devam etmiş olsaydı Türkiye’nin ulaşım konusunda yıllar öncesinden şimdi olduğundan çok daha ileride olacağı ortada.

17 yıl öncesinde sadece 6 aylık Ulaştırma Bakanlığı yapan Arif Ahmet Denizolgun, AKP’nin rüya projeler diye tabir ettiği projelerin gerçek sahibi. AKP’nin rüya şeklinde tabir ettiği ve MHP’nin sahiplendiği Marmaray yani o dönemdeki adıyla Boğaziçi Raylı Geçiş Sistemi (BOĞAZİÇİ RGS) aslında Denizolgun tarafından gerçekleştirilip, 17 sene önce ihale aşamasına kadar gelmişti. 55. Hükümeti’in 1998’de  CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın dayatmasıyla TBMM’de erken seçim kararı alınıp, hükümetin son bulmasıyla projede ihale aşamasında kaldı ve 56. Hükümet döneminde ihalesi bile gerçekleşti. Ancak sonra rafa kalkmıştı. 56. Hükümet’te ise Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı ise Devlet Bahçeli’ydi.


MARMARAY’IN İHALESİ O DÖNEMDE RESMÎ GAZETEDE YAYINLANMIŞTI

Ankara-İstanbul ile Antalya-Gazipaşa hızlı treni de o dönemde gündemdeydi. Denizolgun’un Ulaştırma Bakanlığı zamanında ilk kez gündeme gelmiş ve 2.3 milyar dolarlık fizibilite değeriyle ihale aşamasına kadar getirilmişti. Bu projenin de bir kısmı da şuan hayata geçirilerek rüya projeler arasında yer aldı. Hatta o dönemde bu iki projeyi alabilmek için İspanyol TALGO ile Belçikalı TJV firmaları kıyasıya bir rekabet içine girmişlerdi. İki şirket de bu projeleri yap işlet devret modeliyle, devletin sırtına bir liralık yük getirmeden yapmayı taahhüt ediyorlardı.

Ayrıca Örneğin, Antalya-Alanya karayolunun 2014 yılına kadar 7 gidiş, 7 geliş olmak üzere 14 şerit olması da yine o dönemde planlanmıştı. Bu rüya proje şu dönemde bile maalesef hayata geçirilemedi. Antalya Havalimanı ile o dönemde tamamlanma aşamasına gelen Gazipaşa Havalimanı arasında deniz ulaşımı yani hızlı feribot seferleri bile 17 sene önce gündemdeydi.

İstanbul için 3. Boğaz Köprüsü ve Çamlıca ile Sütlüce arasına hava tramvayı gibi projeler de hep o zaman gündeme gelmişti. Şimdi bu rüya diye adlandırılan projelerden bazıları ortada bile yok. Gerçekleşenler de rant kavgasıyla gündemde.

Şuan da rüya projeler olarak adlandırılan hatta hayal bile edilemeyen projeler 17 sene önce gerçekleştirilecekti. 6 gibi kısa bir sürede bunca projeye imza atan isim Arif Ahmet Denizolgun, bir sonraki hükümette de seçilip göreve devam etmiş olsaydı Türkiye’nin şimdi ulaşım problemi olur muydu? Ayrıca Türkiye bu konuda ne durumda olur varında siz düşünün…

Aksiyon Dergisi‘nde 10 Ekim 1998 tarihinde Birol Uzunay tarafından kaleme alınan “Karayolu lobısı bu kez zorlanacak” başlıklı makelesine bir göz atalım.

Karayolu lobısı bu kez zorlanacak

Zengin—fakir, büyük—küçük herkes Türkiye’nin ulaşım problemlerini biliyor ve çaresizlik içinde bu problemlere boyun eğiyor. Artan nüfus ve araç sayısıyla birlikte hergeçen gün artan ulaşım problemlerinin yakın bir gelecekte de düzelebileceğine pek ihtimal verilmiyor.

Ulaşım sistemimizin aksaklıkları yüzünden binlerce ölümün, heba olan paranın, kaybolan zamanın suçlusu ise bir türlü bulunamıyor; suçluyu bulma konusunda bugüne kadar yapılan tek tesbit, Türkiye’deki demiryolu sisteminin çok yetersiz oluşu ve ağırlık verilen karayollarının da bir çok kaybı beraber getirdiği oldu. Demiryollarının yararları, karayollarının dezavantajları bilinen tek somut suçlu olsa da, bu suçlu hâlâ aramızda dolaşıyor. Her gün trafik canavarına teslim olanlar, malını, zamanını kaybedenler gün gibi ortadayken en büyük suçlu karayolları ve bu suçluya kimse dokunamıyor; çünkü onun da lobisi olduğu iddia ediliyor. Karayollarının arazi, inşaat, otomotiv, petrol gibi sektörleri fazlasıyla beslediği ve bu beslenmenin karşılığında da güçlü bir lobinin Türkiye’deki karayollarının hakimiyetini bozdurmadığı söyleniyor. Sektörleri belli bu lobinin kimlerden oluştuğunu söylemeye ise hiçbir hükümet cesaret edemedi.

Türkiye’deki ulaşım sisteminin günahları ve sevaplarıyla bugün için en büyük sorumlusu olan Ulaştırma Bakanı Ahmet Denizolgun da bu lobiyi isim isim açıklamaktan çekinenlerden; ancak Ahmet Denizolgun karayolları lobisini açıklamayı şimdilik sakıncalı bulsa da, bu lobinin etkisini kırarak İstanbul Boğazı’na raylı tüp geçit yapmaya ve eksiklikleri herkesçe bilinen demiryolarını ıslah etmeye kararlı. Lobilerin etkisini kırmak için de hazırladığı ulaşım projelerini kamuoyuna anlatıp, projeleri milli bir yatırım haline getirmek istiyor.

Lobiyi tanımam

Ulaştırma Bakanı Ahmet Denizolgun bakanlığı süresince yapacağı projelerin en önemlisi olarak İstanbul Boğazı’na ‘raylı tüp geçit’ yapmayı hedeflemiş. Ahmet Denizolgun, ilk kez 1860’ta Osmanlı Devleti zamanında gündeme gelen İstanbul Boğazı’na yapılacak tüp geçidin önündeki en büyük engel yapılması sık sık gündeme gelen 3. Boğaz Köprüsü’nü görüyor. İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. köprünün raylı tüp geçide oranla faydasının çok az olacağına inanan Ahmet Denizolgun, “Raylı tüp geçit projesi için denizin altından 20 km derine rayların döşenecek olmasına rağmen ekolojik denge 3. köprüye oranla çok daha sağlıklı kalacak. Yapılacak 3. bir köprüde ulaşım problemleri hemen hemen aynı seviyede kalacak. Şehrin 23 hektar yeşillik alanı istimlak edilecek ve böylece zaten az olan yeşillik daha da azaltılacak” diyor. Denizolgun, şirketlerin İstanbul’da boğazın iki yanını birleştirmek için onlarca proje hazırlandığını ve bu projelerin çok büyük kısmının şirketlerin kendi çıkarları için hazırlandığını belirterek “Kamuoyunda tartışılan projelerden bir tanesi de Sarayburnu—Bostancı arasında yapılacak geçit; bu projede denizin altından 60 km.lik ulaşım sağlanacak. Bu, teknik olarak mümkün değil. Bunun gibi hükümetlere baskı yapılan bir projenin hayata geçirilmesi mümkün değil” diyor.

Hazırladıkları projeyi nisan ayında yapılacak seçime kadar ihale etmeye kararlı. Projenin hayata geçirilmesi için gereken kredinin 2.3 milyar dolarlık kısmının Japonya’dan bulunduğunu söyleyen Ahmet Denizolgun, bu kredinin binde 7.5 faizle geri ödeneceğini ve toplam ödeme süresinin 40 yılı bulacağını belirtiyor.

Denizolgun, Japonya’dan alınacak kredinin dışında ihale edilecek bir tüp geçit projesini kim çıkarırsa çıkarsın Yüce Divana gideceğini belirtiyor ve ekliyor; “Rakamlar ortada, şirketlerin güçlerini kullanarak hükümetlere dayadıkları projelerin dayanakları da belli. Japonya’dan alınacak kredi de önümüzdeki günlerde kesinleşecek. Bu avantajlı duruma kolay gelinmedi. Boğaz’daki tüp geçit—köprü yarışı son yıllarda hep tartışıldı. Yap—işlet—devret modelinin yararları anlatılır durulurken bugünkü Japon kredisi ve projemizin faydası, olaya son noktayı koyacak. Bu durum kamuoyuna duyurulduğu an bizden sonraki hükümetler de bu projeyi hayata geçirmek zorunda kalır.”

İstanbul Boğazı’na yapılacak tüp geçit, köprüye göre 20 kat daha fazla insan taşıyacak, maliyetini birkaç sene içinde çıkartacak, trafik kazalarını azaltacak, milyonlarca kişinin hayatına hergün fazladan bir saat ekleyecek, gereksiz petrol tüketimini engelleyecek. Fakat bu projeden zarar görecek olanlar da yok değil. Raylı geçitle birlikte 11 milyonluk İstanbul’da ulaşım çok kolaylaşıyor ve bu durum petrol ve otomotiv sanayicilerini direkt olarak etkiliyor. Yine 3. köprünün yapılamaması geleceğin İstanbul’una yatırım yapan arazi sahiplerinin, inşaat ve karayolu sektörünün kazanç elde edememesi anlamına geliyor.
Kamuoyunda sıkça telaffuz edilen karayolları lobisinin kendisine şimdilik baskı yapmadığını ama her an bu tür bir baskı beklediğini belirten Ahmet Denizolgun, lobinin Japon kredisini engellemek için birtakım faaliyetlerde bulunacağını belirterek, “Lobi söylentileri hep vardı. Hiçbir güç ulaşım ihtiyacının önünde duramaz. Dünyanın en kötü ulaşım ağlarından birisine sahipseniz bu sistemi bir an önce yenilemek için birtakım tehlikeleri göze almak zorundasınız. Bugünkü hükümetten şu ana kadar herhangi bir baskı görmedim. Engelle karşılaşacağım kesinse bu engel denilen lobiyi tanımayacağım da kesin.”

Ulaştırma Bakanı Ahmet Denizolgun, yıllardır tartışılan ve üzerinde onlarca proje üretilen raylı tüp geçit—köprü tartışmasına son noktayı koyup bir an önce ihale açarak karayolları lobisini yeneceğini iddia etse de aklımıza 1992’deki Süleyman Demirel’in Japonya gezisi geliyor ve İstanbul trafiğinin düzeleceği ümidimize gölge düşüyor. Tam 12 gün İstanbul Boğazı’na tüp geçit yapılacağına dair ilan veren Süleyman Demirel iktidarı, müteahhit ağırlıklı işadamlarıyla Japonya’ya yapılan bir gezi sonrasında aniden karar değiştirdi ve tüp geçit projesinden bir anda vazgeçildi.

Demiryolları Orta Asya’ya uzanacak

Türkiye’de, ulaşım ve taşımacılıkta karayollarını kullanma oranı yüzde 90’ların üzerinde. Karayollarının yoğun olarak kullanılmasının en büyük zararını trafik kazalarında ölenler ve yakınları çekiyor. Dünyada eşine zor rastlanacak şekilde ölüm saçan Türk karayollarına en büyük alternatifin demiryolları olduğunu artık herkes biliyor ama demiryollarının işleyişi hergeçen gün kötüleşiyor. Demiryolları tam 38 yıldır zarar ediyor, 1930’lu yılların teknolojisini kullanan trenler saatte 50 km hız yapabiliyorken gelişmiş ülkelerdeki trenler saatte 400 km hıza kadar çıkabiliyor.

İstanbul’da raylı tüp geçidin yapılmasına engel olup, 3. köprüyü yapmak isteyen zihniyet, demiryollarının gelişmesini de olumsuz etkiliyor. Türkiye’nin karayollarının yapıldığı 1950’li yıllarda Amerikan Marshall yardımlarının ısrarla karayollarına ayrılması, bir çok hükümetin gündeminde yer almasına rağmen demiryollarına ayrılan paranın karayollarına kaydırılması zihinlere yine ‘lobi’ sözcüğünü getiriyor.

Ulaştırma Bakanlığı’nın projeleri arasında demiryollarının ıslah edilip, Avrupa’dan Orta Asya Türk cumhuriyetlerine kadar işleyen demiryollarını kurmak var. Türkiye’deki demiryollarının Orta Asya Türk cumhuriyetlerine kadar ulaşması onlarca yıllık bir hayal; bu hayalin önündeki en büyük engel ise İran’ın bu demiryolu teşkilatını istememesi. İran çeşitli yollar kullanarak bu isteğinde bugüne kadar başarılı oldu. Ahmet Denizolgun önce yurtiçi demiryollarının ıslah edileceğini daha sonra da İran’ın tüm engellemelerine rağmen Türk cumhuriyetlerine ulaşacak demiryolu teşkilatını kuracaklarını belirtiyor.

Ulaştırma Bakanı Ahmet Denizolgun’un demiryolu projelerini gerçekleştirmek için yap—işlet—devret modelini kullanacaklarını ve iyi işleyen bir demiryolu teşkilatı için Devlet Planlama Teşkilatı’nın, Maliye, Çevre, Bayındırlık bakanlıklarının da kendilerine yardımcı olmaları gerektiğini ifade ediyor.

Türkiye’nin aktüel dergilerinden biri olan Aksiyon‘un 10 Ekim 1998 tarihinde Birol Uzunay tarafından kaleme alınan “Karayolu lobısı bu kez zorlanacak” başlıklı yazısında tüm bu projelerin adı geçmektedir. Aksiyon’un o dönemde yazılmış arşivine ulaşmak için tıklayınız.

Yeni Alanya Gazetesi‘nin köşe yazarı Alper Kutay‘ın “Marmaray’ın mimarı Denizolgun mu?” başlıklı yazısına da bakalım.

Marmaray’ın mimarı Denizolgun mu?

KANAAT Önderi Arif Ahmet Denizolgun, 55. Hükümet’te, 4 Ağustos 1998-11 Ocak 1999 tarihleri arasında Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu. Bu dönem içinde dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile dikkat çeken, Gazipaşa Havalimanı fikrini ortaya ilk kez atıp projelendirilmesini de sağlayan Denizolgun’un, görevi başında iken Marmaray Projesi’ni de yürürlüğe koyan isim olduğu ortaya çıktı. Bunu ben demiyorum, Türkiye’nin en önemli haber aktüel dergilerinden biri olan “Aksiyon” diyor, daha doğrusu 98’de demiş.

İşte, Aksiyon Dergisi’nden Birol Uzunay’ın 10 Ekim 1998 tarihinde kaleme aldığı bir yazıdan bazı bölümler:

“Zengin fakir, büyük küçük herkes Türkiye’nin ulaşım problemlerini biliyor ve çaresizlik içinde bu problemlere boyun eğiyor. Artan nüfus ve araç sayısıyla birlikte her geçen gün artan ulaşım problemlerinin yakın bir gelecekte de düzelebileceğine pek ihtimal verilmiyor. Türkiye’deki ulaşım sisteminin günahları ve sevaplarıyla bugün için en büyük sorumlusu olan Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, İstanbul Boğazı’na ‘raylı tüp geçit’ yapmaya ve eksiklikleri herkesçe bilinen demiryollarını ıslah etmeye kararlı.”

İşte, projesi Denizolgun’a ait Marmaray ile ilgili ilk ipuçları. Aksiyon’un yazısına devam ediyorum.

“Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, bakanlığı süresince yapacağı projelerin en önemlisi olarak İstanbul Boğazı’na ‘raylı tüp geçit’ yapmayı hedeflemiş. Denizolgun, ‘Raylı tüp geçit projesi için denizin altından 20 kilometre derine rayların döşenecek olmasına rağmen ekolojik denge 3. köprüye oranla çok daha sağlıklı kalacak. Yapılacak 3. bir köprüde ulaşım problemleri hemen hemen aynı seviyede kalacak. Şehrin 23 hektar yeşillik alanı istimlak edilecek ve böylece zaten az olan yeşillik daha da azaltılacak’ diyor.”

Aksiyon 98’de bunları yazmış, bir de şu notu düşmüş.

“AKP Hükümeti gibi kredi Japonya’dan alınacaktı.”

Yazıya kaldığı yerden devam…

“Denizolgun, hazırladıkları projeyi Nisan ayında yapılacak seçime kadar ihale etmeye kararlı. Projenin hayata geçirilmesi için gereken kredinin 2,3 milyar dolarlık kısmının Japonya’dan bulunduğunu söyleyen Denizolgun, bu kredinin binde 7,5 faizle geri ödeneceğini ve toplam ödeme süresinin 40 yılı bulacağını belirtiyor. Kamuoyunda sıkça telaffuz edilen karayolları lobisinin kendisine şimdilik baskı yapmadığını ama her an bu tür bir baskı beklediğini belirten Denizolgun, lobinin Japon kredisini engellemek için birtakım faaliyetlerde bulunacağını belirterek, “Lobi söylentileri hep vardı. Hiçbir güç ulaşım ihtiyacının önünde duramaz. Dünyanın en kötü ulaşım ağlarından birisine sahipseniz bu sistemi bir an önce yenilemek için birtakım tehlikeleri göze almak zorundasınız. Bugünkü hükümetten şu ana kadar herhangi bir baskı görmedim. Engelle karşılaşacağım kesinse bu engel denilen lobiyi tanımayacağım da kesin.”

Tıpkı Gazipaşa Havalimanı gibi Marmaray’ın da mimarı olduğu ortaya çıkan Arif Ahmet Denizolgun aktif siyasette çok az yer alabildi, sonrasında pek çok önemli teklif gelmesine rağmen siyaseten inzivaya çekilmeyi tercih etti.

Tıpkı AKP Hükümeti gibi Denizolgun’un içerisinde yer aldığı hükümet 10-15 yıl iktidarda kalsaydı, Türkiye ve Alanya nasıl bir kalkınma hamlesi yaşardı, varın gerisini siz düşünün.

Bunun dışında Yeni Alanya‘da yer alan 01 Kasım 2013 tarihli Alper Kutay tarafından kaleme alınan “Marmaray’ın mimarı Denizolgun mu?” başlıklı yazısında da bu projelere yer veriliyor. Yeni Alanya’nın makalesine ulaşmak için tıklayınız.

Yine Yeni Alanya‘ın 30 Mart 2014 tarihli ve “AKP Denizolgun’un projelerini yürüttü” başlıklı haberine bakalım;

AKP Denizolgun’un projelerini yürüttü

Seçim sürecinde AKP hükümeti ve AKP adayları tarafından ortaya atılan bir çok projenin Ulaştırma Bakanlığı döneminde kanaat önderi A. Ahmet Denizolgun tarafından 15 yıl önce gündeme taşındığı öğrenildi. Muhafazakar blog yazarı Abdülbaki İlhan, bu konuyu yazısında şöyle gündeme getirdi:

1998-1999 yıllarının Bağımsız Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’u hatırlar mısınız? 1998’de o zamanın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın dayatmasıyla TBMM’de erken seçim kararı alınmıştı. Anayasa gereğince iki seçimin arası bir yıldan az kaldığı için 1999’da genel ve yerel seçimlerin bir arada yapılması gerekiyordu. Mecliste erken seçim kararı alındığı için Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları bağımsız isimlere teslim edilmişti. O zaman işbaşında olan ANASOL-D hükümetinin Ulaştırma Bakanlığı Hüsamettin Cindoruk’un DTP’sine aitti.

Denizolgun, 1995 seçimlerinde Refah Partisi’nden Antalya Milletvekili seçilmişti. Ancak, RP’nin kapatılması sonrasında bağımsız olarak mecliste varlığını sürdürüyordu. Cindoruk’un önerisi ve ısrarı ile geçenlerde kaybettiğimiz Necdet Menzir’in yerine Ulaştırma Bakanı olan Denizolgun’un tarikat lideri merhum Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olması da spekülasyon konusu olmuştu. Ancak, yurtdışında eğitim almış olması, bir kaç yabancı dil bilmesi ile iyi yetişmiş bir insan olarak ön plana çıkmıştı. Denizolgun, yaklaşık 7 ay süren bakanlığı sırasında ulaşım konusunda çok önemli adımlar attı.

Mesela, bugün AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan’ın rüya proje diye takdim ettiği Marmaray dahil bir çok proje Denizolgun döneminde ihale aşamasına kadar getirilmişti. O günkü adıyla Boğaziçi Raylı Geçiş Sistemi (BOĞAZİÇİ RGS), 13 kilometresi denizin altında olmak şartıyla tamamı 76 kilometre olarak planlanmış ve ihale aşamasına kadar gelmişti. Hatta, 2.5 milyar dolarlık Japon kaynaklı kredi, hem de o tarihte rekor denecek düzeyde düşük bir faiz oranı ile binde 7 ile 5 yıl ödemesiz şekilde temin edilmişti.

Mesela, Ankara-İstanbul ile Antalya-Gazipaşa hızlı treni de o dönemde ilk kez gündeme gelmiş ve 2.3 milyar dolarlık fizibilite değeriyle ihale aşamasına kadar getirilmişti. Bu iki projeyi alabilmek için İspanyol TALGO ile Belçikalı TJV firmaları kıyasıya bir rekabet içine girmişlerdi. İki şirket de bu projeleri yap işlet devret modeliyle, devletin sırtına bir liralık yük getirmeden yapmayı taahhüt ediyorlardı.

Örneğin, Antalya-Alanya karayolunun 2014 yılına kadar 7 gidiş, 7 geliş olmak üzere 14 şerit olması planlanmıştı. Antalya Havalimanı ile Gazipaşa Havalimanı arasında deniz ulaşımı yani hızlı feribot seferleri projelendiriliyordu.

Boğaz’a 3. köprü, Çamlıca ile Sütlüce arasına hava tramvayı gibi projeler de hep o zaman gündeme gelmişti.

Yani bugün AKP hükümetinin rüya projelerinin pek çoğu 14-15 yıl öncenin Ulaştırma Bakanı Ahmet Denizolgun’un somut adımlar attığı ama bakanlık ömrünün vefa etmediği projelermiş de, haberimiz yokmuş.

Yine Yeni Alanya‘ın 30 Mart 2014 tarihli ve AKP Denizolgun’un projelerini yürüttü başlıklı haberinde bu projelere yer veriliyor. Yeni Alanya’nın haberine ulaşmak için tıklayınız.

Etiketler: »
Share
5450 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+8 = ?